Skip Navigation Links
Ana Sayfa
Yayınlar
Haberler
Linkler
İletişim

 
  • Stres
  • Depresyon
  • Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları
        • Panik Bozukluğu
        • Sosyal Fobi
        • Özgül Fobi
        • Obsesif Kompulsif Bozukluk (Saplantı-Zorlantı)
        • Posttravmatik Stres Bozukluğu
        • Yaygın Anksiyete Bozukluğu 
  • Şizofreni
  • Bipolar Bozukluk (Manik- Depresif Bozukluk)
  • Bunama(Demans)
  • Bedenselleştirme (Somatizasyon)
  • Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis)
  • Yeme Bozukluğu
  • Uyuşturucu Madde Bağımlılığı
  • Alkol Bağımlılığı
  • Deprem Psikolojisi
  • Şiddet Psikolojisi
  • Kanser Psikolojisi
  • Yaşlılık Psikolojisi
  • Psikiyatrist - Psikolog Ayırımı
  • Psikiyatrik Testler
  • Psikoloji-Psikiyatri Kitapları
 




























BEDENSELLEŞTİRME

          Somatizasyon; patolojik bir bulgu (organik ya da fiziksel) olmaksızın bedensel rahatsızlığın yaşanarak dile getirilmesi ve bunun fiziksel bir hastalığa bağlı olabileceği düşüncesiyle tıbbi yardım arama eğilimidir. Somatizasyonu stresin ya da duygusal sorunların fiziksel yakınmalarla ifade edilmesi olarak tanımlayabiliriz.
Ruhsal sıkıntı ve gerginlik uygun biçimde ifade yolu bulamadığında kişi bunun için bedenini kullanmakta ve sıkıntısını 'bedenselleştirmekte’ yani bedeniyle ifade etmektedir. Bedenselleştirme de en çok ağrıdan yakınılır; halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı ve çarpıntı da sık görülen diğer yakınmalardır. Ağrılar baş, sırt, bacak, kol, eklem gibi vücudun birçok bölgesinde olabilmektedir. Somatizasyon mide bulantısı, kanama, kusma ve yemeğe dayanamama gibi birçok şekilde de ortaya çıkabilir. Hatta bazen kişinin herhangi bir enfeksiyonu olmamasına rağmen idrarını ağrılı yapmasına bile neden olabilir.
               Somatizasyon bozukluğu 30 yaşından önce başlar ve yıllar süren kronik bir seyir gösterir. Bedensel yakınmalar için genellikle ruh sağlığı uzmanlarına başvurulmadığı için, kişinin yakınmalarının düzelmemesi ve kronikleşmesi söz konusudur. Ayrıca bu durum çok miktarda ilaç kullanımına ve gereksiz tedavi masraflarına yol açmaktadır. Bu hastalık için yapılan sağlık harcamasının ortalamanın dokuz kat üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Tabi ki tüm bunlar da kişinin evlilik, iş ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemektedir. 
          Bir başka önemli konu da, kişinin bu belirtileri bilinçli olarak ortaya çıkarıp çıkarmadığıdır. Kişinin yakınları tarafından uzmanlara en çok sorulan soru budur. Sonuçta bu soruna neden olabilecek fiziksel bir bulguya rastlanmamış olması kişiyi bazen, yakınlarının yanında zor duruma düşürse de bu belirtiler kesinlikle bilinçli bir çabanın ürünü değildir. Kişi bunları isteyerek yapmamaktadır. 

          Tüm toplumda, bu hastalığa ömür boyu yakalanma riski % 0,1–0,5’tir. Kadınlarda 5–20 kat daha çok görülür. Genellikle ergenlikte ve genç erişkinlikte ortaya çıkar. Genel olarak farklı etnik ve toplumsal kökenden gelen, alt sosyoekonomik katmanın üyesi, eğitim düzeyi düşük kadın hastalarda somatizasyonun daha sık görüldüğü düşünülmektedir. Tek ebeveyn olma, yalnız yaşama ve işsizlik de riski artıran faktörlerdir. 

          Somatik belirtilere depresyon, anksiyete bozukluğu, kişilik bozukluğu, fobi ve panik atak hastalarında da rastlanır. Örneğin, depresyon ve anksiyete hastalarının %85'inde somatik yakınmalar vardır. Bunun yanında somatizasyon, somatizasyon bozukluğu tanı kriterlerini karşılamaksızın zorlanmaya tepki olarak, olağan bedensel duyumlara olağandışı duyarlılık olarak ya da yalnızca kültürel bir ifade tarzı olarak da ortaya çıkabilirler. Örneğin, kocasıyla duygusal bir yakınlık içine giremeyen, kocasından saygı görmeyen kadınlarda bedensel yakınmalara sıklıkla rastlanmaktadır.

Tedavi 
          Tedavi yaklaşımında önce kişiye ve ailesine bunun psikolojik bozukluk olduğunu anlatmaya çalışmak ve uzlaşmak gerekir. Kişiler yakınmalarının bir tür psikolojik bozukluk olduğunu kabullenmezlerse somatizasyon bozukluğunun tedavisi oldukça zorlaşır. Bu uzlaşma gerçekleşirse hastadan psikiyatristinin/ psikologunun onayı olmadan başka bir hekime ya da tahlile yönelmemesi istenir. Böyle bir ittifak kurulduktan sonra da psikoterapi sürecine başlanır. Sonuç olarak, bir yıllık bir psikoterapi sürecinde tedavi şansı % 80 'e kadar çıkar.
 


Anasayfa | Yayınlar | Haberler |Linkler | İletişim  |
Bu sitedeki bilgiler, hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez 
 Powered by Ulkar Holding B.T.