Skip Navigation Links
Ana Sayfa
Yayınlar
Haberler
Linkler
İletişim

 
  • Stres
  • Depresyon
  • Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları
        • Panik Bozukluğu
        • Sosyal Fobi
        • Özgül Fobi
        • Obsesif Kompulsif Bozukluk (Saplantı-Zorlantı)
        • Posttravmatik Stres Bozukluğu
        • Yaygın Anksiyete Bozukluğu 
  • Şizofreni
  • Bipolar Bozukluk (Manik- Depresif Bozukluk)
  • Bunama(Demans)
  • Bedenselleştirme (Somatizasyon)
  • Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis)
  • Yeme Bozukluğu
  • Uyuşturucu Madde Bağımlılığı
  • Alkol Bağımlılığı
  • Deprem Psikolojisi
  • Şiddet Psikolojisi
  • Kanser Psikolojisi
  • Yaşlılık Psikolojisi
  • Psikiyatrist - Psikolog Ayırımı
  • Psikiyatrik Testler
  • Psikoloji-Psikiyatri Kitapları
 





































































BUNAMA (DEMANS)

          Bunama ya da demans kişinin entelektüel ve sosyal yeteneklerini kaybetmesidir,. Yaşlılıkta yavaş yavaş meydana gelen, ilerleyici, beyindeki hasardan kaynaklanan bir bozukluktur. Bu kayıp kişinin günlük işlevselliğini etkileyecek düzeydedir. 
          Görülme sıklığı yaşın ilerlemesi ile birlikte artar. 65 yaşının üstünde olan insanların yaklaşık %15'inde demans görülmektedir. 80'li yaşlarda görülme sıklığı %50’dir. En sık görülen demans tipi Alzheimer tipi demanstır.
Normal yaşlanma sürecinde beyin fonksiyonları bir miktar geriler, ancak her yaşlıda demans belirtileri bulunmaz. Bunun en iyi ayırıcı kriteri kişinin kendi işlerini yardımsız olarak yapabilmesidir. Fiziksel hastalığı olmadığı halde günlük yaşam aktiviteleri (yemek yeme, giyinme, temizlenme vb.) için bile yardıma ihtiyaç duyan hastalarda demansın varlığı düşünülmelidir. Unutkanlıkla ilgili olaylar arttığında bir hekime başvurulmalıdır. Tedavi ile demansın
tamamen düzeltilmesi mümkün olmayabilir, ancak kişinin günlük işlerini daha iyi yapabilmesi, çevresi ile yaşadığı uyum problemlerinin en aza indirilmesi mümkündür.

Demansın belirtileri nelerdir?
          Demansın en önemli belirtisi unutkanlıktır. Kişinin yeni bilgileri öğrenme yetileri bozulmuştur. Eski bilgiler iyi biçimde anımsanırken yeni bilgilerde daha fazla anımsama güçlüğü vardır. Dil kullanımı giderek bozulur, yineleme, yanlış söyleme, hiç konuşmama bunlardan bazılarıdır. Hasta eskiden kullanmakta olduğu aletleri de kullanamaz hale gelir. Örneğin erkek hastalar traş olamaz, kadın hastalar mutfak aletlerini kullanmayı beceremez. Tüm bunlar kişinin günlük yaşantısında, toplumsal ilişkilerinde ve mesleki işlevselliğinde bozulmaya yol açar. 

          Demansın erken evresinde ılımlı bir unutkanlık dışında çarpıcı belirtiler bulunmayabilir. Çoğu kişi için önemli olan bazı isimleri, olayları unutma gibi belirtiler ön plandadır. Bu unutkanlık bir yakınma nedeni olmadığı gibi, hasta tarafından ustaca gizlenmeye çalışılır. Hasta unutkanlığın yol açtığı sorunları kendi yöntemleriyle ve çoğunlukla da kaçınma ile çözmeye çalışır. Örneğin arkadaşlarıyla iskambil oynayan hasta, unutkanlık nedeniyle başarısız olmaya başlayınca, yorgunluk, ortamı beğenmeme gibi gerekçelerle o gruptan uzaklaşmaya başlar. 
          Başbakanın adını anımsamamayı gazete okumamaya, torununun adını anımsamamayı ise hiç ziyaretine gelmemelerine bağlar. Ancak bu yitimler hastayı mutsuz etmekte, endişelendirmektedir. Kişide neşesizlik, huzursuzluk, uyku düzensizliği, içe kapanma gelişir. Kişi kendisindeki değişimin farkındadır, ancak çevresindekiler bu değişimin farkına varmakta güçlük çekerler ya da olağanlaştırırlar. 

          Orta evrede unutkanlık artık iyice belirginleşmiştir. Bu evre genellikle hastanın çevresindekilerin belirtilerin farkına vardığı evredir. Bellek bozukluğu ile hasta nerede olduğunu, ne yapacağını, evi dahil bildiği yerlere nasıl ulaşacağını bilmez hale gelir. Aynı soruları tekrar tekrar sorar. Burada üzüntü, sıkıntı gibi ruhsal belirtilerin yerini öfke, kızgınlık gibi ruhsal sorunlar alır. Çevresindekileri tanımakta güçlük çeker. 
          Önceden yüklendiği hiçbir sorumluluğu yerine getiremez. Küçük kazalara neden olur, hiçbir aleti kullanamaz olur. Kuşkuculuk, alınganlık, cimrilik belirginleşir. Bu dönemde hastanın bu belirtilere karşı farkındalığı pek yoktur. Hastanın yakınları ise onu tedavisi konusunda ikna etmeye uğraşırlar, harekete geçerler. 

          İleri evrede tüm işlevlerde şiddetli kusurlar gelişir. Hasta konuşmakta, yürümekte, yemek yemekte güçlük çeker, idrarını tutamaz hale gelir. Bellek tamamen bozulmuştur. Saldırganlık, uyumsuzluk, aşırı hareketlilik olabileceği gibi, sürekli yatma, hiç hareket etmeme gibi belirtiler de bulunabilir. Sonuçta hasta giderek yatağa bağlı bir hale gelir. Hasta bu şekilde kaybedilir.

Hastanın bakımını sürdüren kişilerin yaşadıkları duygular nelerdir?
Kızgınlık 
          Hasta yakını bunun kendi başına gelmesine, bakımı yüklenen kişi olmasına, ona yardım etmeyenlere ve çaresiz kalmasına kızabilir. Bazı demans hastaları dayanması imkansız görünen davranışlar sergileyebilirler. Bu durumda kızmamak imkansız gibi görünmektedir. Ancak bu duygunun hastaya yansıtılması hastanın davranışlarını daha da kötüleştirebilir.

Utanma 
          Bazen demans hastasının davranışları utanç verici olabilir ve çoğu zaman yabancılar ne olduğunu anlayamazlar. Bu duyguyu azaltmak mümkündür. Komşuların ve yakın aile bireylerinin problemi bilmeleri hasta yakınına daha fazla yardım ve destek vermelerini temin edecektir. Ayrıca bu hastalığa sahip kişilere bakan ve aynı sorunları yaşayan kişilerle tecrübeleri paylaşmak ve hatta destek grupları oluşturmak da çok önemlidir.

Gülmek, Sevgi ve Mutluluk
           Demans hastasının yaptığı hatalara gülmek, insanın kendisini kötü hissetmesine neden olacak birşey değildir. Komik olan şeyin ne olduğunu anlamasa bile demans hastası da gülmeye katılabilir. Çevredeki kişilerin hasta ile paylaşabildiği sevgi göstergeleri üzerinde yoğunlaşmak faydalı olabilir.

Depresyon 
          Çoğu kez keder ile depresyonu veya öfke, depresyon ve endişeyi birbirinden ayırmak güç olabilir. Demans hastası bulunan aileler çoğu kez günden güne, haftadan haftaya, kendilerini üzgün, depresif, cesaretleri kırık hissederler. 
          Demans hastalığı kendimizi iyi hissetmememiz için gerçek bir neden yaratır. Bazen danışmanlık hizmetleri bu depresif hali azaltabilir. Bu hizmetler depresif hali oluşturan nedenleri ortadan kaldırmaz. Sadece bu sorunla başetmeye yardımcı olur.

Umutlu ve Gerçekçi Olma 
          Hasta yakınları hastalıkla savaşırken, hastalığın tedavisi için birçok olası yöntemleri denemekle birlikte çok sayıda farklı doktorlara götürerek farklı tedavilerle hastalarının iyileşmesini umut edebilirler. Yolunda gitmeyen şeyleri kabullenmekten kaçındıkları gibi bazen sebepsiz yere gülme ve anlamsız davranışlarda bulunma gibi tavırlar sergileyebilirler. Bunlar doğal olup, tepkisel davranışlardır. Hem umutlu, hem de cesareti kırılmış olma duygularının bir araya gelmesiyle oluşan bu tecrübe, birçok ailede yaşanmıştır. 
          Ülkemizde de bu hastalık artık eskisine oranla daha fazla tanınmakta ve bu hastalığın sorunlarıyla yüzleşen insanlar bir araya gelerek güçlerini birleştirmenin ne kadar önemli olduğunu kavramaktadır.

Kaynaklar:
1. 36 Saatlik Gün, Nancy L.Mace-Peter V. Rabins
2. Türk Nöroloji Dergisi süreli yayınları,Tülin ASLANER Celal Bayar Ün. Has.Sos.Hiz.Uzmanı
 


Anasayfa | Yayınlar | Haberler |Linkler | İletişim  |
Bu sitedeki bilgiler, hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez 
 Powered by Ulkar Holding B.T.