Skip Navigation Links
Ana Sayfa
Yayınlar
Haberler
Linkler
İletişim

 
  • Stres
  • Depresyon
  • Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları
        • Panik Bozukluğu
        • Sosyal Fobi
        • Özgül Fobi
        • Obsesif Kompulsif Bozukluk (Saplantı-Zorlantı)
        • Posttravmatik Stres Bozukluğu
        • Yaygın Anksiyete Bozukluğu 
  • Şizofreni
  • Bipolar Bozukluk (Manik- Depresif Bozukluk)
  • Bunama(Demans)
  • Bedenselleştirme (Somatizasyon)
  • Hastalık Hastalığı (Hipokondriyazis)
  • Yeme Bozukluğu
  • Uyuşturucu Madde Bağımlılığı
  • Alkol Bağımlılığı
  • Deprem Psikolojisi
  • Şiddet Psikolojisi
  • Kanser Psikolojisi
  • Yaşlılık Psikolojisi
  • Psikiyatrist - Psikolog Ayırımı
  • Psikiyatrik Testler
  • Psikoloji-Psikiyatri Kitapları
 













KANSER PSİKOLOJİSİ

           Kanser hastalarının yüzde 47’sinde değişik düzeyde ruhsal bozukluklar görülebiliyor, depresyonun kanser hastalarında görülme oranı ise yüzde 5 ile 60 arasında değişmektedir. Kanserin yol açtığı strese verilen yanıtın, kişiye, hastalığının özelliklerine ve çevresel etkenlere bağlı değişebilmektedir. Yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kişilik yapısı, kanserin türü-evresi, iş, evlilik, yaşam koşulları ve sosyal güvenlik durumunun, hastalığın kişide yaptığı tahribatın ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. 

           Kanserde tedavisinde, biyolojik tedavinin yanı sıra psiko-onkolojinin hastanın yaşam süresinin uzatılmasında çok önemli olmaktadır. Kanser, sadece hastalığa yakalanan kişiyi değil ailesini ve yakınlarını da etkileyen bir durumdur ve mücadele yaklaşımı ona göre geliştirilmelidir. 

           Psikoterapilerde, hastanın benlik saygısının yeniden kazandırılması, yaşam dengesini yeniden kurması, sınırlılıklarını kabullenmesi, güçlü yönlerini fark etmesi, kendine özgü başa çıkma becerilerini geliştirmesinin amaçlanmaktadır. Özellikle tedavi aşamalarında ruhsal desteğin rolü büyük olmaktadır. 

           Kanserin tek başına stres etkeni olabildiğini ve kişide ruhsal kriz yaratabilmektedir. Temel süreç dengenin bozulmasıdır. Bozulan fiziksel denge de ruhsal dengenin giderek bozulmasına yol açar. Strese karşı hem zihinsel hem de fizyolojik tepkiler oluşmaya başlar ve bunun yansımaları ruhsal bozukluk oluşana kadar ilerleyebilir. Krizin ilk aşaması tanı konma, ikinci aşaması hastalığın yineleme dönemi ve üçüncü aşamada hastalığı kötüleşmesi ile birlikte yeni tedavi gereksinimlerin ortaya çıktığı zamanda yaşanır. 

           Sık görülen tepkiler, yas, yalnızlık, uyum güçlüğü, depresif olma, bunaltı, öfke, inkar, bağımlılık, suçluluk, düşmanca davranışlarda artış, yansıtma, saldırganlık içeren direnç durumu, güçsüzlük olmaktadır. 

           Gelecek ile ilgili belirsizlik ve kuşku, hastalığı anlamlandırmada yaşanan güçlükler, kişinin bedeni üzerindeki denetimi kaybedeceği inancı, yetersizlik ve başarısızlık duygusu, kanserli bir hasta olarak damgalanma korkusu ve son olarak da hastalığını yakınlarından çevresinden sürekli gizleme çabası önemli etkilerdir. İlk aşamada hastalarda şok ve inanmama, inkar, kaygı, panik ve çaresizlik duygusu gözlemlenmektedir. Bunları kızgınlık, depresyon ve kabullenme takip eder. Umut aşılayıcı yaklaşım, hastayı dinleme, anlamaya çalışma ve kendi ifadesine zaman tanıma, bedene yabancılaşma duyguları ile başa çıkmasına yardımcı olmak çok önemlidir. Uyum sürecinde birey, yaşamını ve geleceğini yeniden gözden geçirir, isteklerini ve olanaklarını belirler ve bir yaşam planı oluşturur.          
 


Anasayfa | Yayınlar | Haberler |Linkler | İletişim  |
Bu sitedeki bilgiler, hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez 
 Powered by Ulkar Holding B.T.